Ağaçlandırma
Dünya hayatının vazgeçilmez nimetlerinden biri de ağaçtır. Her insanın, doğumundan ölümüne kadar, hayatının her safhasında ihtiyaç duyduğu, kökünden, yaprağından, kerestesinden, çiçeğinden, dalından, gölgesinden, kokusundan, güzelliğinden faydalandığı ağaçsız bir dünya tasavvur etmek çok zordur. Allah-u Teala muhtelif âyetlerde ağacın çeşitli faydalarını belirterek onun bizim için ne büyük bir nimet olduğunu hatırlatır. Hz. Peygamber'den de ağaç ve ağaç dikmekle ilgili pek çok hadîs-i şerif rivâyet edilmiştir. Bu hadisler dikkatle incelendiğinde müslümanları ağaç dikmeye teşvik ettiği, Allah-u Teala'nın bir nimeti olan ağacın insanlara hattâ hayvanlara pek çok faydasının bulunduğu anlatılmaktadır. Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
"Hiç bir müslüman yoktur ki, o, ağaç diksin yahut ekin eksin ve mahsûlünden insan, kuş, kurt yesin de kendisi bundan istifade etmiş olmasın. Elbette o müslüman da diktiğiyle, ektiğiyle sevap alır. " (Tecrid-i Sarih Trc. VII, 121) Bu hadis pek çok sahâbî tarafından değişik yol ve metinle rivâyet edilmiştir. Bu durum, hem Rasûlullah'ın hem de arkadaşlarının ziraata ve ağaç dikmeye ne kadar önem verdiklerini göstermektedir. Hz. Peygamber'in ağaç dikmekle ilgili aşağıya aldığımız tavsiyeleri de bu durumu göstermektedir.
Allah-u Teala "Ağaç diken herkese ve diktiği ağaçtan çıkan meyve kadar mükâfat ve sevap takdir ve ihsan eder. " (Tecrid-i Sarih Trc./VII, 122)
"Ağaç diken bir müslümana o ağaçtan yenilen mahsul onun için sadakadır. Yine o ağaçtan çalınan meyve da onun için sadaka olur. Vahşi hayvanların yediği de o kimse hesabına bir sadaka olur. Kuşların yediği de sadakadır. Her insanın ondan yiyip eksilttiği mahsûl de onu diken müslümana âit bir sadakadır. " (Tecrîd-i Sarîh Trc. VII, 122)
Bu ve benzeri hadislerden, gayet açık bir şekilde, ziraatın, ağaç dikmenin İslâm dininde büyük bir fazilet sayıldığı, bu işlere büyük bir kıymet verildiği anlaşılmaktadır.
Ormanların (genel olarak ağacın), ilçemiz ve ülkemiz için ne kadar önemli olduğu bu gün daha iyi anlaşılmıştır. Bir memlekette yaşayan insanların sağlığı, iklim ve su rejiminin düzenli olması, on binlerce yılda teşekkül eden toprağın korunabilmesi hep ağaç ve bitki örtüsü ile yakından ilgilidir. Diğer taraftan ormanlar servet ve saadet, refah ve medeniyet kaynağı olmakta, yokluğunun ortaya çıkardığı telâfi edilemez kötü sonuçlar insanları acı acı düşündürmektedir. İşte bu sebepledir ki, Peygamberimiz (s.a.s.) refâhın bu ana kaynağına müslümanların dikkatini çekmiş ve ziraatla uğraşmalarını, her tarafa ağaç dikmelerini kendilerine tavsiye buyurmuştur. Hz. Peygamber'in ağaç ve ağaç dikme konusuna ne kadar önem verdiğini göstermesi bakımından, aşağıdaki hadîs-i şerif son derece önemlidir:
"Kıyâmet koparken sizden birinizin elinde bir hurma dalı bulunur da bunu Kıyâmet kopmadan dikmeye gücü yeterse, mutlaka onu diksin, bırakmasın."(Tecrid-i Sarîh Trc.,VII, 124)
Allah-u Teala muhtelif Kur'ân âyetlerinde Kıyâmet gününün dehşetini haber vermiştir. İnsanların, sığınacakları yer arayacakları böyle korkunç bir günde dahi müslümanlara ağaç dikmelerinin tavsiye edilmiş olması, konunun önemini, başka söze ihtiyaç duyurmayacak kadar açık ve kesinlikle, anlatmış olmaktadır.
Vakfımız da yukarıdaki düsturlara dayanarak Tohma Vadisi çevre düzenlemesi ve ağaçlandırması özellikle Yeşil Darende Projesi dahilinde, Hulûsi Efendi ağaçlandırma sahaları oluşturulması ve yaklaşık 100.000 adet çeşitli türlerde fidan dikilmesi projesini yürütmüştür. Bunun yanısıra Eski Darende olarak bilinen 180 dekar arazinin sulama sistemlerinin kurulması ve çorak arazinin sulanması, ayrıca mahalle mezarlıklarının sulama sistemine kavuşturulması da yapılmıştır.
Darende'de her yıl bahar ayında düzenlenen ağaçlandırma faaliyetleri, belli başlı kültürel ve sosyal faaliyetleri arasında zikredilebilir.
Bir gün babası Hatip Hasan Efendi atının terkisine Vakfımız Kurucusu Osman Hulûsi Efendi'yi de alarak Hacılar Mahallesi'nden Darende'ye gitmek üzere yola çıkarlar. Hatip Hasan Efendi yola çıktıktan sonra, kamçısını evde unuttuğunu farkeder. Osman Hulûsi Efendi'ye: 'Oğlum Hulûsi, kamçıyı unutmuşuz. Şu ağaçtan bir çubuk kes de ver' der. Osman Hulûsi Efendi attan iner söğütten bir dal kesmek ister, fakat kesemez. Hatip Efendi hiddetlenir 'Niçin kesmiyorsun Hulûsi?' der. Osman Hulûsi Efendi: 'Baba nasıl keseyim, çünkü dallar Allah (c.c.)'ı zikrediyorlar, onun için kesemedim.' der. Hatip Efendi şaşırır bu cevap karşısında. Attan iner oğlunu şefkatle bağrına basar, 'Aferin oğlum aferin' der.
'NEFSİME TATBİK ETMEDİĞİM BİR ŞEYİ SÖYLEMEKTEN HAYA EDERİM''
Daima güzellikten yana olan Vakfımız Kurucusu Osman Hulûsi Efendi, hutbeleri bizatihi kendileri hazırlayarak açık ve özlü nasihatlerde bulunurlardı. İyilik ve ihsânı tavsiye ettikleri hutbelerinde Peygamber Efendimiz (s.a.s)'in güzel ahlâkını örnek göstererek ahlâk güzelliğinin her şeyin başı olduğunu çok kere ifade ederlerdi. Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan Ağaç dikme ile ilgili bir hutbe okunması için hutbe metni gelir. Bunun üzerine Osman Hulûsi Efendi'nin hoca arkadaşlarından biri gelerek; 'Ben bu hafta ağaç dikme hakkında hutbe okuyacağım der.' Osman Hulûsi Efendi ise; 'Ben de önümüzdeki Cuma aynı konuda hutbe okuyacağım' der ve o gün 15 tane elma fidanı alıp, şimdiki bahçesine diker. Ertesi Cuma da ağaç dikme konusundaki hutbeyi irad ederler Osman Hulûsi Efendi'ye niçin böyle yaptığı sorulunca şöyle buyururlar:
'Nefsime tatbik etmediğim bir şeyi söylemekten hayâ ederim.' Osman Hulûsi Efendi'nin bu örnek davranışı onun seciyesinin ne derece yüce olduğunu anlatmaya kafidir.
Vakfımız çok önceden başlatmış olduğu ağaçlandırma çalışmalarını şimdi de devam ettirmektedir. Zengibar ve Mercan Tepeleri. Tohma Çevresi, Heyik ve çevresi, genel olarak tüm Darendeyi Yeşil Darende yapmak için çalışmalarına devam etmekdir.












|